Merhaba değerli SpurtHUB takipçileri. Uzun süredir sizlere SpurtHUB üzerinden dijital dünya ile ilgili trendleri ve yönelimleri paylaşmaya devam ediyoruz. Bugün bu köşede size bunların ufak bir kısmından bahsedeceğim. Fakat emin olun bu ufak kısım, aynı zamanda dünyanın geleceğine yön veren hususlardan biri olarak karşımıza çıkıyor.

Malum dünyanın dijital seyri ABD ve Çin merkezde olmak üzere hızlı bir şekilde evrime uğruyor. Bu evrim süreci içerisinde birer rol kapabilmek ise oldukça kolay –en azından şimdilik ve acele edersek-.

Çünkü istatistikî verilere bakacak olursak özellikle teknolojiye dayalı meslekler toplam iş gücünün neredeyse yüzde 50’sini oluşturuyor. En önemlisi de önümüzdeki 10 yılda bu iş gücünün %80’lere varacağının öngörülüyor. Hal böyleyken bu hızlı ilerleyiş için ülke olarak belli başlı hazırlıkların yapılması ve dijitale yatırımın bir an önce politika olarak devlet gündemine girmesi önem arz ediyor.

En geç lise düzeyinde, dijital dönüşüm serüveninin öğrencilere anlatılması şart. Malum Avrupa ülkeleri bu konuda çalışmalarını hızlandırmış durumda. Günümüzde bazı özel eğitim kuruluşlarının da ülkemizde yaptığı dijital bazlı çalışmalar mevcut. –‘Robotik Kodlama’ eğitimleri gibi-. Fakat bu ABD ve Çin’i yelpaze dışı bıraksak bile devede kulak kalacak kadar az.

2025 yılında ev robotu kullananım oranının %14’e ulaşacağı, yapay zekânın ilerleyişi, özellikle üretim safhasında insan gücünün yerini akıllı otomasyon teknolojilerinin alacağı gibi verilere topyekûn göz attığımızda ise ortaya çıkan sonuç korkunç. Dünya nüfusu hızla artarken, üretimi insansızlaştırmanın devletler ve toplum üzerinde oluşturacağı baskıyı ve istikrarsızlığı tahmin etmek hiç de güç değil.

Örneğin 2022 yılında ‘Bulut Bilişim’ ile ilgili 130 bin yeni iş imkânının doğacağı öngörülüyor. Bu şu demek; dijital dönüşüme çok hızlı bir şekilde ayak uydurmalıyız!

Gençlerimize dijital süreci öğretmeli, dijital dönüşüm ve teknolojileriyle alakalı eğitimler vermeli, buna yatırım yapmalı ve bu alanda bölümler açarak gençlerimizi istihdam etmeliyiz. Çünkü ileride şoförlük, muhasebe ve maliye, ziraat mühendisliği-tarımsal alandaki dijital dönüşüm başka bir yazımın konusu olsun- gibi farklı alanlardan bir çok bölüm ya da meslek geçerliliğini kaybedip yerini yeni suni zekâlara bırakabilir. Dolayısıyla yeni teknolojik ve dijital bazlı trendlerin peşinde koşmalı, bu trend içerisinde kendimize bir rol kapmalı ve trende uygun iş gücü yetiştirmeliyiz. Aksi takdirde şuan konuştuğumuz işsizlik bir on yıl sonrasında çok düşük seviyede kalabilir.